Yaza Fit Girmenin Yolları!

Değerli www.hatunzade.com takipçileri; Kışlık kıyafetlerimizin altına sakladığımız, kışın yeterince ilgi göstermediğimiz vücudumuzu yaza hazırlamanın zamanı geldi.

Yaza sayılı zaman kala fit görünme telaşına kapılanlar, Diyetisyen Canan Aksoy’un çok önemli önerilerine kulak verebilirsiniz

Azar azar sık sık yemek, hem iştahınızı dengeleyecek hem de metabolizmanız daha etkin çalışmasını sağlayacak. 3-4 saatlik periyotlarda beslenmeye çalışın.

Sıvı tüketiminizi artırın. Biz diyetisyenlerin günlük sıvı tüketimi önerisi 1 kaloriye 1 mililitre su tüketindir.1500 kaloriye 1.5litre mesela.

Yeterli sıvı aldığınızın en kolay göstergesi, idrar çıkışı sayınız ve rengidir. 6-7 kere idrara çıkacak ve açık sarı olana kadar sıvı tüketin.

Unutmayın susuzluk ve açlık hissi birbirine çok karışır. Acıktığınızda önce bir bardak su içip aç olup olmadığınızı kontrol edin.

Güneş, insan için en önemli D vitamini kaynağıdır. Ofislerde, kışın kapalı havalarda mahrum kaldığınız D vitamini için her gün yarım saat açık alanda olun. Uzun kemiklerinizin (kol ve bacak kemikleri) güneş alması kemik erimesi riskinizi azaltacaktır.

Hareket edin, kilonuzu vermek veya korumak, hipertansiyondan kaçınabilmek, kalp hastalıklarından korunabilmek, kemik mobilizasyonunu sağlamak için haftada en az 150 dakika hareket edin.

En iyisi bu güneşli günlerde açık havada yürüyün egzersiz sırasında alınan güneş D vitamini ihtiyacınızı da karşılayacaktır. Unutmayın en önemli D vitamini kaynağı güneştir.

Günde 5-7 porsiyon sebze meyve salata tüketin. Sebze ve meyveler hem düşük kaloriye sahiptir, hem posa içerir bağırsak faaliyetlerinizi sağlayıp, kan yağlarınızın düşmesini sağlar. Ana öğünlerinizde salata veya sebze tüketin, ara öğünlerinizde meyve. Vitamin ve antioksidan alımınızda böylece düzene girecektir.

Ana öğünlerinizde yağsız süt, yoğurt yemeye özen gösterin. Kalsiyum yemeklerde aldığınız yağın sindirime uğramadan atılmasına yardımcı olacaktır.

Hem de güneşle aldığınız D vitaminiyle beraber kalsiyum tüketimi kemikleriniz için de faydalı olacaktır.

Tuzu azaltın, son yapılan çalışmalar günlük tuz alımımızın 18 grama çıktığını gösteriyor, hâlbuki ihtiyacımız olan tuz 4-5 gram civarında. Yüksek tuz, hipertansiyona, vücudunuz da şişkinliğe ve kalp damar sisteminizin yaşlanmasına sebep olur.

Hazır-paketlenmiş ürünlerin içinde tuz miktarı yüksektir. Rafine edilmemiş, doğadan direkt sofranıza gelen besinleri tercih edin.

Yemek pişirme sistemlerinizi gözden geçirin, tuz ve yağ kullanımına dikkat edin. Kızartmayın, haşlayın, ızgara yapın veya fırında pişirin. Yemeklerinize az yağ ve mutlaka sıvı yağ ve az tuz koyun. Tuz yerine baharat kullanmaya çalışın.
Sıvı kalorilere dikkat: gazlı içecekler, alkol, meyve suları, aromalı kahvelerden kaçının.

Gazlı–şekerli içecekler yerine su veya maden suyunu tercih edin. Frappeler, aromalandırılmış kahveler yerine, Türk kahvesi veya latte gibi kahveleri tercih edin. İyi çiğneyin, midenizle beyniniz arasında gelişen tokluk süresi en az 20 dakikadır.
Öğünlerinizi yavaş tüketin, tokluk hissinizin gelmesi için kendinize vakit tanıyın. Unutmayın vücudunuzun yedek parçası yok. Ona her mevsim ve her zaman iyi bakmak zorundasınız.

60 Saniye Bastırırsanız!

Hepimizin ortak şikayeti baş ağrısı ya da vücudumuzun değişik bölgelerinin sebepsiz olarak aniden ağrımasıdır. Böyle durumlarda hemen ağrı kesici ilaç ya da doktora başvururuz fakat refleksoloji yöntemi ile 60 saniyede kurtulmak mümkün. Refleksoloji basit olarak vücudun her organ ve bölgesinin diğer organlarımızla bağlantılı olması üzerine kurulu bir sistemdir. Yani parmağınıza bastırdığınız zaman o bölge ile bağlantılı diğer organınızda olan ağrı anında kesilecektir. Tek yapmanız gereken hangi parmağın nere ile bağlantılı olduğu ve buna göre ne yapmanız gerektiğini öğrenmek.

bas parmagiBaşparmak– Kalp ve akciğerler ile alakalıdır. Kalp ritminiz hızlandığı zamanlarda başparmağınızı ovarsanız eğer kalp atışınızın yavaşlamasına yardımcı olacaktır.

isaret parmagiİşaret Parmağı– Bu parmak kolon ve mide ile alakalıdır. Eğer kabızlık veya karın ağrısı şikayetiniz varsa işaret parmağınıza 60 saniye boyunca bastırın ve masaj yapın. Karın ağrınızın anında kesildiğini hissedeceksiniz.

orta parmagiOrta parmak– Bu parmak kalp, ince bağırsak, kan dolaşım ve solunum sistemi ile alakalıdır. Eğer sürekli baş dönmesi ve uyku hali yaşıyorsanız, şikayetlerinizin geçmesi için orta parmağınızı ovalamanız yeterli olacaktır.

yuzuk parmagiYüzük parmağı– Yüzük parmağı ruh durumuz ile alakalıdır. Kendinizi depresif hissettiğiniz zaman, yüzük parmağınıza masaj yapmak sizi çok daha iyi hissettirecektir.

kucuk parmakKüçük parmak– Baş, boyun ve böbrek ile bağlantılıdır. Yani,ne zaman bir baş ağrısı ya da boyun bir ağrı şikayetiniz varsa, ya da böbrekleriniz ağrıyor ise serçe parmağınıza masaj yaparak kendinizi rahat hissedebilirsiniz.

Yoğurt Limon Pul Biber Kürü ile Zayıflayın

Limonlu yoğurt kürünü denemeden önce öğrenmeniz gereken en az 2 hafta devam etmeniz gerektiğidir. 1 – 2 gün denedikten sonra işe yaramadığı düşüncesine kapılıp bırakmayın. Rahat ve basit şekilde hazırlayacağınız Yoğurtlu Limon kürü tarifi sayesinde göbek bölgenizdeki yağlardan, kilolarınızdan hızlıca kurtulabilirsiniz.

Limon Yoğurt Kürü Malzemeler:

  • Yarım limonun suyu
  • 3 Yemek kaşığı yarım yağlı yoğurt
  • 1 çay kaşığı pul biber (pul biber yerine zencefil ya da zerdeçal da olabilir)

Yoğurt Kürü Nasıl Yapılır – Hazırlanışı

Yukarıda verdiğim ayrıca resimlerde de göründüğü limonun suyunu, yoğurdu ve pul biberi belirtilen ölçülerle uygun bir kase içerisinde karıştırın.
Yoğurt Kürü Diyetinin Yapılışı: Gece uyumadan yarım saat önce yiyin. Bu karışımı tükettikten sonra kesinlikle başka hiç bir şey yememeniz gerekiyor. En az 2 hafta boyunca bunu sürdürün. 2 Hafta sonunda değişimi göreceksiniz.

Zencefil İle Zayıflayın!

Zencefil çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılır ve son zamanlarda oldukça popüler bir bitkidir. Bu bitki birçok vitamin ve mineral içerir. Mide bulantılarına zayıflamaya, solunum rahatsızlıklarına, sindirimi kolaylaştırmaya yardımcıdır.

Aynı zamanda toksinlerin atılmasına ve kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcıdır. Bu nedenle kilo kaybı içinde oldukça yararlıdır.

Fazla kilolarınız ile mücadele ediyorsanız zencefil sizin için oldukça faydalı olacaktır.

zencefil-zayiflama

Nasıl Yapılır ?

  • Yarım fincan taze zencefil kökü rendeleyin
  • Büyük bir tencereye suyu koyup kaynatın.
  • Su kaynama noktasına ulaştığında çay poşeti görevi görecek olan beze zencefili koyup poşeti suya atın.
  • 5 dakika boyunca demlenmeye bırakın.

 

Nasıl Kullanılır ?

Vücudunuza bu suyu sürüp soğumadan bir bez veya havlu yardımı ile sarın. Soğudukça bu işlemi tekrarlayın. Verimli olmasını istiyorsanız 2-3 saat içinde zencefil suyunu kullanın.

Haftada 2 ya da 3 kez uygulayın.

Not: Yaşlı ve gebe kadınlar kesinle uygulamamalıdır!

Şampuan İçine Doğum Kontrol Hapı Atarsanız…

dh5

Kadınlar ve erkekler saçları ile uğraşmayı ve saçlarının güzel, sağlıklı görülmesini severler. Genel de tüm değişimler saçta başlar. Kadınlar değişim istediklerinde genelde saçlarını boyatır veya kestirirler. Saçlarını kestiren kadınlar çoğu zaman vermiş oldukları bu karardan pişman olurlar ve saçlarını tekrar uzatmanın yollarını ararlar. Erkeklerde dökülen saçlarından mağdurulardır ve bunu engellemek ister. İşte sizlere bunun çözümü..

dh3

Doğum Kontrol Hapı..

Doğum kontrol hapı, bir tür hormon ilacıdır ve bu ilaç, saçlarınızın uzamasına yardımcı olur. Aynı zamanda saç köklerini beslediği için dökülmeleri engeller ve yeni saçların çıkmasını sağlar.

Peki, nasıl kullanacaksınız? Bitkisel içerikli bir şampuan alın. Doğum kontrol haplarını toz haline getirin ve bu şampuanın içine koyup iyice çalkalayın.

Hazırladığınız bu şampuanı, oda sıcaklığındaki karanlık bir ortamda iki gün bekletin. Daha da etkili olmasını isterseniz bu karışıma E vitamini ampulü de ekleyebilirsiniz.

2 günün sonunda, şampuanınızı saçlarınızı yıkamada kullanabilirsiniz. Durularken de soğuğa yakın ılık suyla durulayın. Saçlarınız, istediğiniz boya gelene kadar kullanabilirsiniz. Bu uygulamada dikkat etmeniz gerek en önemli şey ise, yıkama sırasında şampuanın saçınızdan başka bir bölgeye gelmemesidir. Aksi takdirde, değdiği bölgelerde tüylenmeye yol açabilir.

dh4

Göz Altı Morlukları Nasıl Geçer ?

Hepimiz güzel görünmek isteriz. Fakat zamanla cilt elastikiyetini kaybeder ve kırılışıklık ve lekelenmeler oluşur.

Koyu renk halkaların meydana gelmesi yaşla birlikte kollejen üretiminin azalıp göz çevresindeki kasların zayıflamasıyla oluşur.

Tüm bunların yanında stres, üzüntü, sigara, alkol ve hormonal değişimler de bu lekelenme ve kırışıklığa neden olabilir.

Ama biz sorunu doğal ev tedavisi uygulayarak önleyebiliriz.

Yumurta

Malzemeler:

  1. 1 yumurta beyazı
  2. Sürmeye yardmcı olacak herhangi bir temiz pamuk

Yüzünüzü yıkayın ve kurulayın.

Ardından bir pamuk yardımıyla göz çevreninize yumurta akı sürün.

Yumurta akını sürdükten sonra gözlerinizi kapatın ve kurumasını bekleyin.

Yıkayın.

Bu tedaviyi haftada 3 kez uygulayın. Düzenli kullanım sağladınızda olumlu etkisini 1 haftada gösterecektir.

Limonun Üzerine Tuz ve Karabiber Dökerseniz…

  1. BOĞAZ AĞRISI

Boğazınızı rahatlatmak için 1 çorba kaşığı taze limon suyu için yarım çay kaşığı karabiber ve deniz tuzu atıp sıcak su ile karıştırın.Boğaz ağrısını yatıştırmak ve öksürüğü önlemek için gargara yapın.

  1. TIKALI BURUN

Burun tınaıklığını önlemek istiyorsanız havanda karabiber, tarçın, kimyon ve kakule tohumunu eşit miktarda karıştırın ve koklayın.

  1. SAFRA TAŞLARINDAN KURTULMA

Safra taşlarından kurtulmak veya önlemek istiyorsanız zeytinyağ, limon ve karabiberi karıştırıp tüketin.

  1. AFT

Ağızınızda oluşan yaraları iyileştirmek için ılık bir bardak su içine bir çorba kaşığı Himalaya Tuzu ekleyip karıştırın. Her yemekten sonra ağızınızı bu suyla çalkalayın. Bakterileri önleyerek iyileşmesini sağlayacaktır. Dilerseniz limon suyu da ekleyebilirsiniz.

  1. BULANTI

Mide bulantısı ve kusmayı önlemek istiyorsanız bir bardak ılık suya karabiber ve limon suyu ekleyip yavaş yavaş için. Bulantınıza iyi gelecektir.

  1. ASTIM

Eğer evinizde astımlı birisi varsa elinizin altında olması gereken bir tarif. Kaynamış bir bardak suya 10 biber tanesi, 2 karanfil tomurcuklar, 15 fesleğen yaprağı ekleyin.Cam kavanoz içerisinde 15 dakika demlenmesini bekleyin. 2 yemek kaşığı bal ekleyip için.

  1. DIŞ AĞRISI

Ağrıyan dişinize karabiber ve karanfil yağı karıştırarak sürün.

  1. SOĞUK ALGINLIĞI VE GRİP

Soğuk algınlığını iyileştirmek için, kaynamış büyük bir fincan su içine yarım limon sıkın ve bal ekleyerek için.

  1. BURUN KANAMASI

Burun kanamasını önlemek istiyorsanız pamuğa limon suyu sıkarak burnunuza tutun ve başınızı öne eğin.

Saçlarınızı Alüminyum Sararak Canlandırın

Biz bayanlar için saçlarımız ve saçlarımızın sağlıklı görünmesi son derece önemlidir. Bu nedenle birçok kimyasal ürünleri kullanırız. Kullandığımız ürünler baştan işe yarıyor gibi gözükse de aslında saçlarımızın sağlığını daha kötüye götürebilir.

Şimdi size tamamen doğal ve sizi yormayacak bir tarif vereceğim. Biliyorsunuz ki doğanın deva olmadığı dert yok. Size vereceğim tarifte yine doğada saklı.

Bu tarifi sadece kadınlar değil erkeklerde uygulayabilirler..

Malzemeler:

  • 1 limon, greyfurt veya portakal
  • 1 muz
  • 2 litre Süt

Hazırlama:

  • İlk olarak portakal veya greyfurtun suyunu sıkın.
  • Blender yardımıyla süt ve muzu karıştırın.Sonra tüm malzemeyi karıştırın.
  • Karışımı saçınıza sürün ve folyo ile kaplayın.
  • Yarım saat bekletin ve ardından yıkayın.

 

Bu tarif saçlarınıza parlaklık verecek ve sağlıklı görünmesini sağlayacaktır.

Bu Meyveleri Asla Birlikte Tüketmeyin

Bu Meyveleri Asla Bir Arada Yemeyin!
Meyveler ve sebzelerin faydaları şüphesizdir fakat fazlasının zararı olduğu gibi birlikte kullanılan meyve ve sebzelerin zararları da olabilir.
1. Muz ve Puding:
Beyin için zararlıdır. Çocuklar için ölümcül olabilir. Yetişkinler için midede ağırlık yapar.
2. Havuç ve Portakal:
Meyve suyu olarak ikisi bir arada çok kullanılıyor olsa da oldukça zararlıdır. Böbrek sağlığı için zararlıdır. Ayrıca mide ekşimesi, reflü ve mide yanması gibi sorunlara yol açar.
3. Süt ile Ananas:
Mide bulantısı, gastrit, baş ağrısı, mide ağrısına yol açar. Bebeklerde ishale sebep olabilir.
4. Limon ile Papaya:
Anemiye yol açar.

Doğal Diş Macunu İle 2 Dakikada Bembeyaz Dişler

Herkes gülmeyi sever. Tabi güldüğünde dişlerinin bembeyaz görünmesini de ister. Çoğu kişi dişlerinin sarı görünümünde olmasından şikayetçidir. Hatta bunu tetikleyen birkaç durum da vardır. Yediğimiz yemekler, çay, kahve ve sigara gibi etkenlerde dişlerimizin sararmasında etkilidir. Dişlerimizin beyaz gözükmesi için işe yaramayan birçok ürüne para veririz. Fakat bu sorunun doğal bir tedavi yöntemi vardır. Zerdeçal !

Zerdeçalın doğal olarak beyazlatma özelliği sayesinde dişleriniz istediğiniz beyazlığa kavuşacaksınız.

zerdecal

Malzemeler:

-Hindistan cevizi yağı

-Bir tatlı kaşığı öğütülmüş zerdeçal

-Nane yağı

Yapılışı:

Malzemeleri karıştırarak macun haline getirin. Diş fırçasına sürüp dişlerinizi fırçalayın. 5 dakika kadar dişinizde bekletip ardından yıkayın.

Bu uygulamayı düzenli olarak yaparsanız faydasını görebilirsiniz.

Çağımızın Biyolojik Silahı Buğday

Çağımızın biyolojik silahı buğday

Fitoterapi uzmanı Dr. Ümit Aktaş’a göre pek çok hastalığın sorumlusu genetiği değiştirilmiş buğday. “Tam tahıllı ürünleri hayatınızdan çıkartırsanız bir senede yepyeni bir bedene kavuşursunuz” diyen Aktaş uyarıyor: Eğer hemen önlem alınmazsa 30 sene sonra bebeklere altın yerine insülin kalemi takılacak

– Niye buğday yememeliyiz?
– Çünkü genetiği değiştirilmiş bir üründür buğday. 1943’te başağın verimini arttırmak ve sapını kalınlaştırmak için yapılan müdahalelerle bugün dünyaya yayılan buğday tohumu ortaya çıktı. Bu tohumla ilgili GDO patenti falan aramayın, çünkü tüm bu işler 1940’lı yıllarda yapıldı, o yıllarda dünyada GDO diye bir kavram yoktu, ilk patentin alınmasına daha 40 yıl vardı. Çağımızın biyolojik silahı buğday. Sapı kalınlaştırıp kısaltmayı başaran Dr. Norman Borlaug , Minnesota Üniversitesi’nde çalışan bir genetikçiydi zaten.

ÇÖLYAK DİYE BİR HASTALIK YOKTU
1970 yılında Nobel ödülü aldı. Tüm bu çalışmalar yapılırken meydana getirilen buğdayın insan sağlığı üzerine etkileri araştırılmadı. Sonuç neydi? Çölyak hastalığı ilk defa 1953’te tanımlandı, buğdayın genleri değiştirilene kadar Çölyak diye bir hastalık yoktu. Yani ilkel buğdayın içindeki gluten, hastalık falan yapmıyordu. 1980’li yıllarda tam buğdaylı ürünlerin yoğun şekilde tavsiye edilmesiyle Çölyak, Diyabet ve obezitede patlama yaşandı: Çölyak çocuklarda 11 kat arttı. Tüm toplumda diyabet dört kat, obezite üç kat arttı. Genetiği değiştirilmiş buğdayın insan sağlığına zararları ile ilgili yayın aramayın, bulamazsınız. Bugünkü bilimsel yayın “pazarında” buna kimse izin vermez. Bugün GDO için bu kadar çalışma yapılırken, dünyanın en yaygın tüketilen gıdasıyla ilgili neredeyse hiç çalışma yapılmaması, size de tuhaf gelmiyor mu? Bu kadar büyük bir pazar için neden kimse çalışmıyor? Çünkü zaten yapılacak olan yapıldı, ekstra mesai harcamıyorlar.

– “Önce insanları hasta edip sonra ilaç veriyorlar” diyorsunuz…
– Aynen. Diabeti ve obeziteyi engellemek için Amerikalıların yarattığı besin piramidi ve beslenme düzeni tam tahıllı ürünler önerir. İki saatte bir beslenilmesi gerektiğini söyler. Oysa iki saatte insanı acıktıran bir besin önermese bu öneriye de gerek yok. “Ekmek yemezsen kaslarını yersin” diyor diyetisyenler. Bunun hiçbir bilimsel dayanağı yok. Külliyen yalan. İki saatte bir yemek yiyen herkes obez olur.

GÜNDE İKİ ÖĞÜN YETERLİ

– Fitoterapi hastalıkları nasıl tedavi ediyor?
– Türkiye’de doktora gittiğinizde sizin ne yiyip içtiğinizle hiç ilgilenmez. Oysa beslenme çok önemli. Doktorlar bu konuda çok bilgisiz. İlacı yazar ve geçer. Oysa o hastalığı tedavi etmez o ilaç. Belirtilerini yok eder. Oysa bitkilerle yapılan tedavilerde diabeti yüzde 95 oranında tedavi ediyoruz. Bir hasta geldiğinde önce beslenmesini düzenleriz. Hipokrat’ın bir sözü var: “Besininiz ilacınız, ilacınız besininiz olsun.” Sonrasında ihtiyaçlarına bağlı olarak ozonterapi, akupunktur ve fitoterapiyi beraber kullanırız. En önemli nokta hastanın bizimle birlikte çalışması. Sigarayı bırakmalı, beslenmesine dikkat etmeli, spor yapmalı ve tedavilerini aksatmamalı. Benim en büyük şikayetim hastaların bana geç gelmesi. Teşhis konulduğunda kapımı çalsalar her şey çok başka olur. Oysa 20 seans kemoterapi aldıktan sonra geliyor insanlar. Yapacak çok da bir şey kalmıyor.

– Güvenilir bitkiyi nereden alabiliriz?
– Türkiye’de tıbbi bitki bulunamıyor. Aktarlar denetlenmiyor. Bitkiler açıkta. Bugün papatya diye satılan bitkilerin çoğu aslında başka bir çiçek. Bebeğiniz iyi uyusun diye alıp onu zehirleyebilirsiniz. Bu sebeple eczanelerde, bilinen markaların, kapalı paketlerde satılan, üzerinde etiketi ve son kullanma tarihi olan bitkiler satın alınmalı.

– Nasıl beslenmeliyiz sizce?
– Her konuda olduğu gibi bu konuda da denge önemli. Kimi insan dört bardak suya ihtiyaç duyar. Kimi dört litre. Bedeninizi dinleyin, gözleyin. İdrar renginiz açıksa yeterli miktarda su içiyorsunuz demektir. Mutfak alışverişi yaparken doğal ürünler tercih edin. “Light” tamamen ticari bir kavram. Doğal ürünlerden ölçülü tüketilmeli. Ekmeğin her türü, makarna, pilav kesinlikle yenmemeli. Eğer sağlıklıysanız ve canınız çok ekmek yemek istiyorsa siyez buğdayından yapılan ekmek yiyebilirsiniz bir dilim. Yağdan uzak durmayın ama ölçülü tüketin. Günde bir tane mevsim meyvesi yiyebilirsiniz. Ara öğün olarak çiğ kuruyemiş tavsiye ediyorum. İki saatte bir yemek yenmesini kesinlikle önermiyorum. Zaten kim durmadan yemek yiyebilir ki? Ben günde iki öğün yiyorum.

– Yeşil çay iyi geldiği için herkes bardak bardak içiyor oysa siz kitabınızda yüksek tansiyon ve kalp için zararlı olabilir diyorsunuz. Bitkiler de aslında bilinçli tüketilmeli değil mi?
– Faydalı diye bir besinden kilo kilo yememelisiniz. Bir saatte bir litre su içerseniz su zehirlenmesinden ölürsünüz. Bir bardak bile su içmezseniz susuzluktan ölürsünüz. Bitkiler de ölçülü kullanılmazsa zehre dönüşebilir. Çayları bile hastalıklarınıza göre tüketmelisiniz.

GLUTENSİZ ÜRÜNLER LÜKS DEĞİL

– Siz sirkenizi, peynirinizi, yoğurdunuzu evde kendiniz mi yaparsınız hep?
– Hayır, her şeyi evde yapmak bu hayat şartlarıyla, bu kadar çalışırken imkansız. Ama mümkün olduğunca doğal olan ürünleri tüketmeye çalışıyorum. 12 yaşında bir kızım var. Özellikle onun en sağlıklı ürünleri yemesini sağlamaya çalışıyoruz. Bir arkadaşımın evde yaptığı sirkeyi kullanıyorum. Organik ürünler tercih etmeye çalışıyorum. Ankara’da bir firma evde peynir yapma setleri satıyor. Ekşi maya yaygınlaşıyor. Trakya’da şirden mayasıyla peynir yapan bir fabrika var. Bu ürünleri marketten bulamadığınız için biraz çaba sarfetmeniz, sabretmeniz gerekiyor ama değiyor. Aynı şey glütensiz ürünler için de geçerli. Bugün bu ürünlerin hepsi daha pahalı ama aslında bu insanlar hasta olduğu için bu ürünleri tüketiyor. Lüks ürün muamelesi yapılmamalı glütensiz ürünlere. Devletin teşviği şart.

– Peki ilaç kullanmaz mısınız hiç?
– Arada, gerçekten ihtiyacım olduğunda kullanıyorum elbette. Hatta hastalarıma da yazıyorum gerekli gördüğüm taktirde. Acil müdahale ilaçları konusunda tıp gelişmiştir. Ama leblebi gibi ilaç yutulmasına karşıyım. Bilinçsiz ilaç tüketiyoruz. Kimya fabrikaları önce kimyasal silah üretiyordu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilaç sektörüne geçtiler. Kimyasal silahlarla yüzbinlerce kişiyi öldüren bu sektör ne oldu da bir anda insan sağlığını düşünür oldu?

– Kanser hastaları ve aileleri büyük umutlarla her türlü tedaviye saldırıyor. Siz kemoterapiye karşı mısınız?
– Kemoterapi bazı kanser türlerinde çok etkilidir. Onkolojinin de elindeki tek tedavidir. Elbette karşı değilim ama Türkiye’deki uygulanış biçimine karşıyım. Burada ölünceye kadar kemoterapi anlayışı var. 3-4 kür denenir ve faydası olmuyorsa bırakılır kemoterapi. Birinci Dünya ülkelerinde kimse 50 kür almaz. Çünkü yok eden, toksik bir tedavidir kemoterapi. Kansere bağlı ölüm oranlarının artışının sorumlusu yanlış kemoterapi uygulamaları.

AKTARLARIN ELİNDE HEBA OLAN HASTALARIN SORUMLUSU DOKTORLAR

– Hem modern tıbba karşı çıkıyorsunuz hem de bitkilerle tedaviyi ancak tıp doktorları uygulamalı diyorsunuz. Bu çelişkili değil mi?
– Modern Tıp kanıta muhtaç. İnsanoğlu 200 bin yıllık tarihi boyunca bugün alternatif denen tıpla tedavi oldu. Gerçek tıp budur. Modern Tıp hastalığın belirtilerini yok etmek için ilaç kullanır. Oysa insanı hasta eden şeyi bulup yok etmez. İnsanın elinden huzuruyla ölme hakkını bile aldı. Ben de bir tıp doktoruyum. “Bir hastalığı nasıl tedavi ederim?” sorusuna yanıt aradığım için fitoterapiye yöneldim. Bugün hastaların aktarların elinde heba olmasının sorumlusu yine doktorlar. Bir kanser hastası doktora gidip bitkisel tedavi dediği anda doktor tepki gösteriyor. Azar, kıyamet! Siz kanser olsanız ne yaparsınız? Çare ararsınız. Aktara yönelteceğine kendi bilse fitoterapi çok daha sağlıklı bir şekilde tedavi eder aslında hastasını. Dünyanın her yerinde böyledir bu.

Bebeklere altın değil insülin kalemi takacağız
Genetiği değiştirilmiş ürünler diabeti artırıyor. Türkiye’de 1998-2010 yılları arasında diabet görülme sıklığı yüzde 7.2’den yüzde 13.2’ye çıktı. Bugün 10 milyon diabet hastası var. Böyle devam ederse 30 yıl içinde Türkiye’nin tamamı diabet olacak. Doğan çocuklara altın yerine insülin kalemi takacağız.

Kaynak: Sabah Haber

Eğer Bir Ay Boyunca Günde İki Tane Lekeli Muz Yerseniz…

Eğer sizde insanların çoğu gibi muzun lekesiz olanlarından alıyor ve yiyorsanız bir kere daha düşünün…

Muzlar olgunlaşıp kararmaya başladığı zaman çoğu insan gibi artık sağlıklı olmayacağını düşünüp atıyor olabilirsiniz. Fakat bu düşünce çok yanlış bir düşüncedir.

Şimdi tekrar düşün!

Araştırmalara göre oluşan, kahverengi lekeli muzun daha olgun olduğunu değil, aynı zamanda bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir şey içerdiğini gösterir. Bu özellik tümör nekroz faktöründe de bulunan bir özelliktir ve ispatlanmıştır. Kansere karşı vücudumuzdaki enfekte veya iltihaplı bölgelere vücut hücreleri taşıyarak savaşır. Sonuç olarak bu hücreler yok edilir ve tümör hücrelerinin büyümesini engeller.

 

Muzun ayrıca içerdiği antioksidanları ile kombine edilirse de beyaz kan hücreleri güçlenir ve bağışıklık sistemimizin gelişmesini destekler. Bu nedenle muzları çöpe atmak yerine onları yemek çok mantıklı.

 

 

İnanılmaz besleyici

 

Olgun muzların bağışıklılığı arttırma kalitesi oldukça fazladır. Beslenme konusunda muzların en az takdir edilen meyvelerden bir tanesi olduğu doğrudur. Meydana çıkan ve egzotiği ile ilgimizi çeken yeni meyvelerden dolayı muzun gerçekten ne kadar çok vitamine, besinlere, safra maddesine ve doğal meyve şekerine sahip olduğunu unutuyoruz.

 

Muhtemelen ‘günde bir elma doktoru kendinden uzak tutar’ sözünü değiştirmek ve muzu dahil etmek gerek. Bugünümüzde Amerikanlar elma ve portakalı birleşiminden fazla muz yiyorlar.

 

 

Muzun vücudunu sağlıklı tutmasının bir kaç nedeni daha var.

 

  1. Tansiyonun düşmesini sağlar

 

Muzların tansiyonu düşürmesinin ve seni felç veya kalp krizi geçirmekten korumasının sebebi az sodyum ve çok potasyum içermesidir. Sağlıklı bir kalbin meyvesidir.

 

 

  1. Mide ekşimesine karşı tedavi

 

Muzu doğal bir antiasit, asit bağlama maddesi olarak görünebilir. Bir muz bile mide ekşimesine faydalı olabilir ve böylece semptomları azaltabilir.

 

 

  1. Demir kaynağı

Kansızlık demir içeren bir beslenme ile tedavi edilebilir ve muz demir içerir. Kırmızı kan hücreleri ve hemoglobin oluşturmakta yardımcı olur ve vücudundan akan kanı güçlendirir.

 

 

  1. Enerji sağlar

 

Eğer spor salonuna veya herhangi bir yere gidip spor yapmak istiyorsan öncesi bir veya iki muz yemen faydalı olabilir. Bir veya iki saat süre boyunca daha enerjik olmanı sağlayacak. Yani sporunu bitirmek için yeterli olan bir süre.

 

 

  1. Mide için iyiler

 

Mide urları çekenler bazı besinlerden uzak durmaları önerilir. Besleyici meyve olsa bile, ağrılara sebep olması veya çıbanlara zarar vermesine sebep olabilir. Mide urları çeken insanlar muzu yumuşak ve hafif olmalarından dolayı sorunsuz yiyebilir. Hatta muzun lapa gibi olması mide duvarını asitler ve diğer yanılmalardan korur.

 

 

  1. Depresyona karşı yardımcı olur

 

Muzun depresyona karşı iyi gelmesinin sebebi yüksek düzeyde triptofan içermesi ve bunun vücutta serotine dönüşmesi ile açıklanır. Serotin ise insanı daha mutlu ve daha dengeli hale getirir ve genelde moralini daha yüksek tutar.

 

 

  1. Kabızlığı önler

 

Muz yeterli miktarda safra maddesi içerir ve bu nedenle barsak hareketliliğini sürekli kalmasını destekler. Böylece doğal bir şekilde kabızlığa karşı korur.

 

 

  1. Sinirleri sakinleştirir

 

Bazı şeyler senin zaman zaman stresli olmanı veya moralinin bozulmasını sağlar. Muz yemeği hiç düşündün mü? Şeker seviyeni düzenlemene yardımcı olabilir ve içerdiği B vitamini ile sinirlerini sakinleştirebilir. Sonuç daha rahat bir kişiliğe sahip olmandır.

 

 

  1. Vücut sıcaklığını kontrol eder

 

Dışarısı çok sıcak ise eğer, muzun vücudunun sıcaklığını düzeltmesini unutmayın. Vücudun ateş nedeniyle sıcaklamış ise muzun bu sıcaklığı düşürebildiği de doğrudur.

Kahvenin İnanılmaz Faydaları

Kahve sudan sonra dünyada en fazla tüketilen sıvıdır. Yıllardır zararları sorgulanıyor olsa da faydaları azımsanamayacak kadar çoktur.

Kahve insanlara enerji vererek günlük aktivitelerde enerjik olmasını sağlar.

Ancak kahvenin faydaları bununla sınırlı değildir.

Kokuları Nötralize Eder

Kahve kokusu güçlü ve güzeldir. Arabada, buzdolabınızın veya odalarınızın kokularını güzelleştirmek için küçük bir kase içine koyarak muhafaza edebilirsiniz.

Saçlardaki Beyazları Önler

Saçlardaki beyazları önlemek için haftada 3 kez kahveyle saçlarınızı yıkayıp durulayın.

Gübre

Kahvenin bitkileri besleme özelliği vardır. Köklerine kahve dökerseniz büyümesine yarımcı olursunuz.

Pire Kovucu

Köpek ve kedilerinizi kahve ile yıkarsanız pireleri önlemiş olursunuz.

Karınca Kovucu

Zeminlerinize kahve dökerseniz karınca ve böceklerin evinize gelmesini önlmiş olursunuz.

Ahşap Zemin Temizleme

Ahşap zeminlerin zaman geçtikçe parlaklıkları gidip çizilebilirler. Bu sorunu gidermek için temizleme suyuna az kahve dökün.

Cildimizin Güzelliğini Arttırır

Kahve cildimizin kolay temizlenmesini sağlar ve ciltteki ölü hücrelerden arındırır. Erken yaşlanma etkilerinden kurtararak cildin genç görünmesini sağlar. Aynı zamanda bacaklarınıza kahve ile masaj yaparsanız selülitlerinizi azaltırsınız.

Migrenden Kurtulmak İstiyorsanız 5 Dakikanızı Ayırın…

Limon otu halk arasında “oğul otu”, “limon otu”, “kovan otu”, “limon nanesi”,” melisa” ve “acem otu” gibi isimlerle bilinir. Bu bitki baş ağrısı ve migreni rahatlatmak için kullanır. Aynı zamanda vücutta yağ birikmesini engelleyerek kolesterol oluşumunu önler.
Limon otu daha çok tropik iklimlerde yetişir ve besin değeri son derece yüksektir. Limon otu sinir sistemine iyi gelmektedir. Bu nedenle gerilim tipi baş ağrılarına da iyi gelir. Baş ağrılarınız olduğunda ya da kendinizi yoğun hissettiğinizde kendinize limon otu çayı yaparsanız kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz.
Limon Otu Çayı:
-Limon 10 gr ( Bitkinin yaprakları taze ya da kuru olabilir)
-200 ml su
-1 yemek kaşığı organik bal
Limon Otu Çayı Nasıl Yapılır ?
Çok basit. 200 ml suyu çaydanlığa koyun. Suyun kaynamasının ardından limon otuyla beraber 5 dakika dha kaynatın. İçeceğiniz zaman bal ile tatlandırın.

Eğer Islak Saç İle Uyursanız…

HON

Çoğu kadının sıklıkla yaptığı en büyük hatalardan birisi saçını yıkadıktan sonra ıslak saçlarla uyumaktır. Evet bunu yapmalarının sebebi yorgun olmaları veya kurutma makinesinin saçı yıprattığı düşüncesi olabilir. Fakat ıslak saçla uyumak birçok hastalığı beraberinde getirmektedir.Eğer ıslak saçla uyumanın zararlarını bilseydiniz asla bu şekilde uyumazdınız. İşte o zararlar…
Islak saç ile uyursanız mantar hastalığı ile karşılasabilirsiniz. Yastığınız ıslandığından ötürü yastığınız mikroplar için gayet uygun bir yer olacaktır.
Islak saçla uyumak aynı zamanda baş ve boyun ağrısına sebebiyet verebilir.
Islak saç kuru saça göre daha hassas olmasından dolayı daha çok kırılgan olacaktır v zamanla sağlıksız bir hal alacatır.
Islak saç kepeklerde artışa sebep olabilir ve bununla birlikte saç derinizde kaşıntı oluşturabilir.